Güzel bir Pazar sabahı, birkaç telefon trafiği ve güzel neşeli bir kalabalık ile yollardayız. Yeni gelenler heyecanlı bakışlar, ilk etkinlik sorumluluğunun titizliği, heyecanı.
Yuvanın içinde karşılayanlar gelemeyen ablaları abileri soranlar. Ufak sohbetler muhabbetler. 43 yolundayız Çiğdem Hanım, Salim, Hüseyin ve ben. Yanımızda da ev sakinleri Musa, Muharrem, Engin, İbo. Sonradan öğreniyorum anneden bizi karşılamak için izin almışlar. Çok seviyor, dört gözle bekliyorlarmış etkinliğimizi. Kapıda karşılanmak değer verilmek ne güzel bir şey. Tüm gönüllülerin emeklerinin karşılığı aslında. Güler yüzle karşılanıyoruz evde. Salona buyur edilerek. Önce tv’de deniyoruz olmuyor. Sonra yukarıda pc’de, Lokman namı diğer tamirci “Abla görmüyor. Virüs dolu sanırım yavaşlatıyor. Ben donanım ekle kaldır da yaptım birkaç flash bellek denedim sanırım oralar bozuk. Öndeki arkadaki portları da denedim” dedi. Önce bilgi işlemci ile mi görüşüyorum diye bir şüphe düştü içime. Bizim evdeki bilgisayara da bir el at Lokman diyesim geldi. Evdeki tüm eşyaları tamir edermiş Lokman. Çamaşır makinesi, bulaşık makinesi artık ne arızalandıysa.
Kısmet diyoruz ama şanslıyız hemşirelerin hocası yanımızda. Gelir gelmez sahneye atıyoruz Çiğdem Hanım’ı. Başlıyor anlatmaya. Çocukların bazıları sahneden inmek istemiyor, bazısı utangaç, bazısı nazlı, bazılarının doğaçlaması süper. Doing diye kafayı duvara çarpanlar, birbirinden ayağından top çalımlayanlar. Biz seyretmeye onlar oynamaya doyamıyor. Bir tanesi kulağıma fısıldıyor. “abla tiyatro ne güzel arada sırada yapsak ya” Bir ara olay olunca anneye haber vermek gerekir sözü yüzünden anne rahat bırakılmıyor. Sonradan en yakın büyük olarak toparlıyoruz söylemimizi. Gülen gözler heyecanlı yüzleri seyretmenin keyfi hafızama kazınacak güzel kareler için karşıdaki koltuğa geçiyorum arada.
İlk yardım sonrası sandalye kapmaca oynamak için etüde geçiyoruz. Hani şu ortak özellikleri ortaya çıkarmak için olanlardan. “üzerinde beyaz olanlar yer değiştirsin” “iç çamaşırı giyenler yer değiştirsin” bir zaman sonra oyun sandalye kapmamaca, ebe olmacaya doğru dönüyor. Onu da sıraya koyarak hallediyoruz. Sonrasında ufak ufak vedalaşalım dediğimde biri gelip sarılıyor. Öyle bir kenetliyor ki ellerini ben de gevşetmeye kıyamıyorum bilmiyorum kaç dakika kaldık öyle. Etüd odası toparlandı herkes salona geçti sonra bıraktı ibik. Gözümdeki iki damlayı silip ben de geçecekken salona anne çaya davet ediyor. E bir bardak çaya hayır dememek lazım. Kırılan bardağı nazardan sayıp gelen telefonla son kez vedalaşıyoruz çocuklarla.
Yolda 28’in kızları yolumuzu kesiyor. Berbatmış aile yaşam merkezi özlemişler bizi kalamadıklarına pişmanlar.
Aşağıda genç kızlarla sohbet ediyoruz biraz. Abla değişmişsin ama seni tanıdım nasılsın diyor biri, yaptığımız su savaşına atıfta bulunup biri kucaklıyor seni zorlamıştım değil mi ogün bana ikinci tabancayı vermedin ama yine de güzeldi diye, diğeri de iki Serpil’i de karşılaştırmaya çalışıyor içimde daha kaç tane ben olduğunu bilmeden. Saatimizin gelişiyle ayaklarımız ters gitse de uğurlanıyoruz yuvadan tekrar gelmek üzere.
Yazan: Serpil A.
Tarih: 06.10.2013
Sponsor-Yer: Ankara Sevgi Evleri