Karagöz izlemeye hoş geldiniz. Bizleri dinlemeye hoş geldiniz. Sormayın başımıza gelenleri. Bunları öğrenmeye hoş geldiniz...
Dün büyük bir enerji ile 2012 yılının son etkinliğini kaçırmayım diye hızlı hızlı hazırlandım. Uzun zamandır yavru kuşlarımı görmemiştim. Bakayım kaç tanesi beni özlemiştir diyerekten bencil bir ruh haliyle koştura koştura Gümüş Pastahanesinin yolunu tuttum.
Kapıda Yusuf-Kaan ve Şükran gönüllüleri karşılayan ekip olmak istemişlerki beni karşıladılar. Biraz muhabbet sonrası Kaan artık içeri girsek dedi. Biraz korku ile içeri daldım. Nede olsa uzun zamandır katılım göstermemiştim.
Çocuklara ve arkadaşlarıma afiyet olsun derken uzun zamandır ortada olmamanın cezası grubumuza katılan etkinliklerde boy gösteren arkadaşların gözünde yeni bir çaylak olarak yerimi aldım.
Çaylak ve korkaklığımı yenmek isteği ile adlarını karıştırdığım ama simaları en yakın masada ufak bir ayak oyunu ile yerimi aldım. Sol tarafımda Gülizar sağ tarafımda Gülseven karşımda yeni gelen ufaklık Ülgen, İsak , Burak(Tai etkinliğini ve akvaryum gezisini beraber yapmışız ben bunu gecikmeli olsada hatırladım. ) ,Selim, Gürhan(son bıraktığımda gözlük takıyordu. Maviş gözlükleri vardı. Şimdi yok. Sordum kaybettim dedi. Anneyle konuşmak lazım.) Gürhan karşısında Deniz , Deniz’in sağ tarafında İsak’ın ablası Dilan ve baş köşemizde ev sorumlusu Fatoş Hocam oturuyordu. Çocuklar özenle çatal bıçak kullanarak pidelerini yemeye çalışıyorlardı. Doğal olarak diğer gruplardan bir adım geriden geliyorlardı. Hocamız ve çocuklarla biraz eğitimlerinden biraz hal ve durumlardan söz ettik. Bu sırada uzaktan doğum günü kutlamaları diye sesler kulağa geldi.
Meğersem doğum günü çocuklarından biri Gülserenmiş ve benim hemen yanıbaşımdaymış. Uzak masaların birinden Bahar ve yine bizim masamızda Dilara doğum günü çocukları olarak mumları üflediler.
Bu arada çocuklar(özellikle Gülseven kız) biz İsak, Dilan ve Gülseven kardeşiz diyerek beni keklediler. Sonuçta çaylak modunda biri olarak bu keklenmeyi haketmiştim.
Saat 13:00 ‘a 10 kala bir elimde koca kızımız Dilan bir kolumda Deniz ile tiyatro yoluna çıktık. Çaylaklığın devam ettiği gençlerin ellerinden tutma çabamdan anlaşılıyordu. Tiyatroya girip 4 kat aşağıya indiğimde yanımda kimse kalmamıştı. Buluruz elbet diyerek Kuzey-Güney kardeşlerin bir ön sırasında pusuya yattım. İkizler bir ilginç geldi. Yan kulvarda elinde tablet bulunan bir beyi görünce direk yerlerini değiştirler. Ben pusuya kim düşecek diye beklerken bir baktım. Arka sırada Bennur ve yanında 2 genç gönüllü. Kerata son gördüğümden daha da bir hareketlenmiş. Nasıl bunu sinirlenmeden dengeye getiririz diye düşünürken Bennur’un ellerinin soğukluğunu farkettik. Hadi bakalım bu elleri ısıtalım derken Bennur aramızda eridi su olarak içimizi aktı. (Sanatsal bir yazım olsun dedim ama gerçeğide bu..
Onu içimizde ısıtırken bir baktim yan cenahta Fatih kardeşimiz 2 meleği yanına almış . Sağında Belgin solunda Gülseven yanı başımda yerlerini almışlar. İnsani bir duygu direk devreye girdi. Fatihi kıskandım. Ama yapacak bir şey yok. Bu sırada ön sırada oturan çocuklarımızdan Gürhan’ın dikkatini çekeyimde yalnızlık duygumdan kurtulayım istedim. Gürhan da yalnızmış başladık ufak ufak muhabbete bana noel babayı sordu. Arkasından karagöz ve Hacivat gerçekten varmı dedi. En son soruda bize hediye alacakmısınız oldu. En büyük hediyenin kendimiz olduğunu kısık bir sesle hatırlattım.
Çünkü oyun başlıyordu.İlk defa bir karagöz – Hacivat oyunundan keyif aldım desem yalan olmaz KARAGÖZ düdüğü Nareke (Kamıştan Boyu : 16 cm. Çapı : 2 cm. bir ucuna ince kâğıt gerilmiş) tanıtıldı. Arkasından Karagöz ve Hacivatın tekerlemelerle oyuna nasıl çocuklar tarafından çağrılacağı öğretildi. Ve öğrenilen kısım uygulamaya konuldu.
Saat 14:00 de oyun bittiğnde çocuklar a bittimi oldu. Çocukları 4 kat yukarı çıkarırken isak’in Bizleri nasıl taklit ettiğini bizzat şahit oldum. Yusuf ağbisini taklit ederek montunu omuzlarına almıştı. Ve montunu giydirmek için yine Yusuf’a başvurmak durumunda kaldık.
Son dakikanın en güzel süprizi ise Erdi’nin üniformasıyla çocukları ziyaret etmesiydi. Çocuklar arabanın içinde Erdi’yi öpme yarışına girdiler. Şöyle bir üniformamın olmamasına hayıflanarak ellerim havada çocuklarımızı yuvaya yolcu ettik.
Bir sonraki etkinliğin yolunu şimdiden gözler oldum. Ocak ayı sorumluları Nejla-Elif-Kaan arkadaşlarım inşallah etkinliklerinizde bilfiil yer alacağım. Vereceğiniz her tür görevede hazır ve nazırım. (Gürkandan çaldığım bir cümle burda okkalı oldu.)
Yazan: Serpil A.
Tarih: 23.12.2012
Sponsor-Yer: Mavi Tiyatro - Maltepe