Merhaba,
Öncelikle katılımıylala etkinliğimizi renklendiren sevgili gönüllülerimize bu etkinliğe emek veren başta Seyhan olmak üzere Mart ayı gönüllülerimize teşekkürler. Kısmet olmayınca yapacak pek bir sey olmuyor. Çalıştı pişirdi Seyhan, yemesi bize kısmet oldu.
Telefonumu evde unutarak şaşkın şaşkın geldim etkinliğe. İbrahim müzenin kapısında iki minibus ibikle bekliyordu. Çocukları indirip müzenin bahçesine aldık. Yavaş yavaş gönüllülerimiz de gelmeye başladı. Müze calışanları bize hoşgeldin demek için gofret bisküvi hazırlamış homini gırtlak onları mideye indirerek başladık etkinliğe.
Asuman abla ve Funda abla çocukları yönlendirmede çok tecrübeli ve başarılılar. Obsidiyenden aynalara baktık, kuyruğundan tutulmuş avlanmaya çalışılan geyikler gördük. Askerler gibi durup poz verdik, takıları beğendik. Eti Eti Eti’nin resmini gördük. Kendi müzigimizi yaptık eski çağlardaki gibi. Hastalanmasınlar diye heykellere dokunmamayı öğrendik. İbo ile yemekleri almaya gittiğimizde Taylan’lı turistlerle ahbap olmuşlar diye duydum. Bahçede koşup oynamanın yanı sıra.
Bu arada ögrendim ki İbo’nun babası gelmiş ziyarete ben Çosevle gideceğim diye çıkmış. Bazı çocuklarımız cezalıymış yuvanın kapısına kadar gelmişler son anda bir umut belki gidebiliriz diye. Ziyaretçileri gelenler vs derken toplamda 28 cocuğumuz vardi.
Yemeklerin ilk kısmı ile geldik. O kadar bol keseden tutulmus ki her şey sağolsunlar. Yuvadakilere paket servisi yapılmakla birlikte 54 adet meyve suyu arttı. Sandviçler sıcak sıcaktı. Kirit cafe Rahmi Koç müzesi karşısı sadece maliyeti almışlar patates kızartması da onlardan bu kısım reklam oldu biraz ama tavsiye ederim güzel ve temiz bir cafe.
Paketlerde öncelik çocuklardaydı. Elimde yiyecek bir sey olmadığını gören İbrahim önce elindeki sandviçin yarısını teklif etti. Gelecek benimki de rahat rahat sen ye diyince içine sinmedi “ben patates yemem abla sen ye” diye patatesini uzattı. “yok guzelim benimki de gelecek sen rahat rahat ye” dedim ama bekledi bebek. Ne zaman yemek geldi ben içinden patatesi alıp kim ister fazla patates diye sorduğumda en önce İbrahim’in eli kalktı benim de yüreğim paylaşmayı kendinden önce seni düşünmeye başlamışlar ya daha ben ne diyeyim ki.
Yemekten sonra Gamze’nin getirdigi süpriz yumurtaları dağıttık maşallah artanları da bir ibiğin kardeşinin evine gönderdik. 36 numaranın da süpriz yumurtaları oldu. Kardeşini bu kadar düşünüp peşimden bu kadar dolaşınca.
Sıra takı yapmaya geldi. müzenin bahçesine yayılfık ooo ne şaheserler çıktı. Taçlar, bileklikler, kolyeler. Çektim fotolarını paylasacağım üç vakte kadar
Sonrasında sıra kitap ayraçlarında resimlerdeydi. Müzede gördüklerini yansıttılar kağıtlara.
Ayrılma vakti geldi yeniden. Son süpriz kartpostallardı. Anneme atacağım dedi bir diğeri arkadasıma. El sallayıp kucaklaşıp öpüşerek vedalaştık. Yeni bir etkinlikte görüşmek üzere diyerek.
Öpüldünüz.
Yazan: Serpil A.
Tarih: 24.03.2012
Sponsor-Yer: Ankara Anadolu Medeniyetler Müzesi